| CİLALI MEVKİLER, SAKLI KÖTÜLÜKLER

CİLALI MEVKİLER, SAKLI KÖTÜLÜKLER
İnsan zayıftır.
Zaafı; gerçeği değil, parıltıyı seçmesidir.
Lev Tolstoy, Diriliş adlı eserinde insanın bu zaafını sert bir teşhisle ortaya koyar:
İnsan, kendini açık ve olduğu gibi gösterenlere bakar; onda kusur bulur, basit görür ve geçer. Fakat kendini sahte ve yalancı renklere boyayanlara, zenginlik ve mevkiyle cilalananlara, gösterişli biçimde parlayanlara hayran olur. Onları kovalar. Ve bir süre sonra iyi ile kötüyü ayırt edemez hâle gelir.
İşte kırılma burada başlar.
Çünkü değer ölçüsü bozulmuştur.
Göz, hakikatin önüne geçmiştir.
Parıltı, vicdanın yerini almıştır.
İnsan her şeyi açık görmeye başladığında şunu fark eder:
Topluma “güzel” ve “önemli” diye kabul ettirilen birçok şey aslında sıradan, hatta bayağıdır. Bütün o gösteriş, bütün o ihtişam; herkesin bildiği fakat dile getirmediği kusurları örter. Parıltı, kötülüğü saklar. Hatta onu süsler, meşrulaştırır ve üstünlük gibi sunar.
İşte tehlike budur.
Maskelenmiş kötülük, açık kötülükten daha güçlüdür.
Çünkü alkışlanır.
Çünkü ödüllendirilir.
Çünkü başarı sanılır.
Toplumlar da insanlar gibidir. Değer ölçüsünü gösterişe teslim ettikleri gün; üretimi değil tüketimi alkışlarlar. Fikri değil sloganı büyütürler. Emeği değil görünüşü ödüllendirirler.
Ve o gün çürüme başlar.
Çünkü sahte renkler medeniyet kurmaz.
Gösteriş devlet inşa etmez.
Alkış üretimin yerini tutmaz.
Gerçek olan ağırdır.
Gerçek olan emek ister.
Gerçek olan sabır ister.
Asıl mücadele dışarıyla değil, içimizdedir:
Parıltıya karşı emeği savunmak…
Gösterişe karşı hakikati ayakta tutmak…
Aksi hâlde iyi ile kötüyü ayırt edemeyen kalabalıklara dönüşürüz.
Ve kalabalıklar medeniyet kuramaz.
Üretmeyen toplumlar tüketir, tüketen toplumlar tükenir.
Ali Ulusan
Teknik Öğretmen, Tasarımcı, Üretici